Rss Feed
    KOMPOZSYONI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
    KOMPOZSYONI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

  1. KİTAP ÖZET FORMU





    KİTABIN ADI GÖNÜLÇELEN KİTABIN YAZARI J. D. SALINGER YAYIN EVİ VE ADRESİ CAN YAYIN EVİ BASIM YILI 1990



    1.KİTABIN KONUSU:



    Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenleri konu almıştır yazar.





    2.KİTABIN ÖZETİ:



    Kitap Noel’de Holden’in başına gelen olayları anlatmaktadır. Pencey Hazırlık’tan ayrılmasıyla başlar olaylar, ingilizce hariç tüm derslerden sınıfta kalmış ve atılmıştır Holden. Okuldan ayrılırken ve eve dönüş younda başına gelmedik şey kalmaz. Kaldığı odanın yanında Ackley adında sevimsiz, pislik, düzensiz bir çocuk vardır; oda arkadaşı ise Stradlater denilen yakışıklı, kendini beğenmiş, kızlardan başka işi olmayan düzenbaz bir çocuktur. Bu çocugun bir geceyi Holden’in eski evden tanıdığı bir kızla geçirmesi sonucu ikisi fena kapışacaklardır ve o gece Holden Pencey’i terk edecektir.



    New York’a gider Holden, daha tatil başlamadığından eve gidemez, ailesinin tepkisini cekmek istememektedir,bu atıldığı dördüncü okuldur ve aslında ailesinden çekinmektedir. Noel tatiline kadar dışarıda gezmeyi planlar ve bir otele yerleşir cebinde yüklü bir para bulunmaktadır ama pek düzenli ve sorumluluk sahibi olmadığından bu parayı savura savura bitirecektir. Otel odasında cüzdanında okulda birinden aldığı bir hayat kadınının numarasını bulur ve can sıkıntısından kadını arayıp buluşmak, en azından bir şeyler içmek ister ama bunu beceremez. Yaşının küçük olması başına büyük sıkıntılar getirmiştir Holden’in, o gece canı çok sıkkındır. Lobide üç kız görmüştür onların yanına gidip sohbet konusu bulduktan sonra hepsiyle dans eder otelden ayrılıp bir piyanisti dinlemeye bir bara gider. Güzel dans etmesini becerir Holden yakışıklı ve uzun boyludur fakat yaşının küçük olması ve geçirmekte olduğu ergenlik dönemi ve buna bağlı olaak yaşadığı ilişkiler sıkıntıya sokmaktadır kendisini. Gitttiği bar rahatça içki içebildiği ender yerlerdendir, fakat orada ağabeyi D. B.nin eski sevgilisini görmesi üzerine gecesi mahfolur ve orayı terkeder. Bu kızın yapmacık tavırları sinir etmektedir Holden’i.



    Otele geri döndüğünde asansörde görevli olan Maurice ile karşılaşır. Maurice ona bir geceliğine, belirli bir ücret karşılığı bir kız ayarlayabileceğini söyler. Holden kabul eder ama sonradan pişmandır buna ama artık iş işten geçmiştir. Kız odasına geldiğinde yatmaz kızla, aralarındaki çok kısa olan diyaloğu sekse çevirmeği uygun bulmaz, ücretini ödeyip kızı geri gönderir fakat sonradan gelecek olan Maurice ile başı büyük derde girer ve ağır bir dayak yer.



    Bu olaylar üzerine ertesi sabah otelden ayrılır. Sally ile buluşmaya karar verir, telefon edip eski kız arkadaşı olan bu kızla buluşmayı becerir. Kızı beklerken iki rahibe ile tanışır, mutluluğun simgesidir bu iki rahibe kendisi için ve bunlara cebindeki paradan yüklü bir miktar verir. Sally ile buluşunca bir oyuna giderler. Holden oyun ve filmlerden nefret eder aslında oyuncular doğal olmadığından, rol yaptıklarından sahtekarlardır hepsi, ağabeyinin bile Hollywood’da filim senaryosu yazmasından hoşlanmaz. Ama Sally’i bu yolla ikna etmiştir buluşmaya ve bir oyuna giderler. Oyunda Sally, Holden’in nefret ettiği, eski bir erkek arkadaşını görür ve beraber dolaşırlar. Bunun üzerine Holden gittikleri buz pateni sahasında Sally ile fena takışacak ve bir daha görüşmeyecektir.



    Ayrılınca bir bara gidip felaket sarhoş olur ve kız kardeşi Phobe ile konuşmak için eve kaçak olarak girmeye karar vermiştir, ayrıca parasızlık da eve gitmesini gerektirmektedir. Phobe ile konuştuktan sonra ailesine görünmeden evden kaçar. Öğretmeni Bay Antoli’nin evine gidip geceyi orda geçirir. Ertesi sabah, bu ögretmeninin sapıkça tavırlarından rahatsız olduğu için orayı da terk eder.



    Noel’e iki gün kalmıştır, Phobe’den aldığı parayı da harcamak istemez Holden, birkaç uçuk fikirle Phobe’ye bir not bırakır ve son kez görüşmek için onunla buluşur. uzaklara gitmeyi planlamıştır. Fakat Phobe ile buluştuğunda ikisinin fikirleri uyuşmayınca eve dönüp bu çılgın maceraya son vermeye karar verir.



    Evde hasta olarak bir dönem yatacaktır Holden, yeni bir okula başlayacaktır. Ergenliğin verdiği bu çılgınlık onda bir hastalık halindedir ve bir içki içmeye yetmeyen yaşı, duygusallığı ve hayalleri ile olgun dünyayı sorgulamaya devam edecektir.





    3.KİTABIN ANAFİKRİ:



    Ergenlik döneminin getirdiği düşünceler, bu düşüncelerin olgun dünyayı sorgulaması ve ikisinin arasındaki anlaşmazlıklar tema olarak işlenmiştir.





    4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:



    Romanın her doneminde yeni karakterler çıkmaktadır karşımıza bunlardan birkaçını ele alalım:



    Holden Caulfield: Baş kahramanımız olan bu genç çocuk ergenlik döneminin getirdiği sorunlarla boğuşan, kendi dünyasında kendi kurallarıyla yaşayan, sorumsuz, düzensiz, palavracı fakat sevilen bir karakterdir.



    D. B.: Holden’in ağabeyidir. İyi bir yazardır kendisi. Hollywood’da filim ve kitap yazmakta ve köşeyi dönmektedir.



    Ackley: Holden’in nefret ettiği yan oda arkadaşıdır. Düzensiz, pislik, pasaklı ve sevilmeyen bir tiptir fakat Holden onun özlemini çekmektedir.



    Phobe: Holden’in kız kardeşidir. Çok zeki bir kızdır, Holden ile araları çok iyidir, kızın zekiliği ve yaşından öte olan davranışları Holden’in çok hoşuna gitmektedir.





    5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:



    Yazar olayları bir çocuğun ağzından ele almayı çok iyi becermiştir. Onun ruh halini okuyucuya tam anlamıyla vermektedir. Her okuyan kendinden bir parça, belki de kendini tümüyle bulacaktır bu kitapta. Ve bence çoğu kişinin sandığı gibi kahramanımız Holden deli falan değildir. Her çocuğun yaşadıklarının gizlenmemiş halini yansıtır bize.







    6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:



    J. D. Salinger (Jerome David Salinger), 1 Ocak 1919’da New York’da doğdu. Manhattan’da, bir “modern klasik” sayılan tek romanı The Catcher in the Rye’daki (1951) Holden Caulfield’ın çocukluğuna benzer bir çocukluk geçirdi. 1934-36 arası Valley Forge Askeri Akademisi’ne, 1937-38 arası Ursinus College ve New York Üniversitesi’ne gitti; 1939’da Columbia Üniversitesi’nde yazı derslerine katıldı. 1941-48 arası Colliers, Esquire ve Cosmopolitan gibi şık dergilerde yirmi öykü yayımladı, ancak 1954’ten beri bunların yeniden yayımlanmasına izin vermiyor. (Yine de 1974’te korsan bir basın yapıldı.) Zen-Budizm öğretisinden etkilenen Salinger, bunu yazdıklarına da yansıttı. “Yeni dönem” öykülerinden oluşan Nine Stories 1953’te yayımlandı.



    1950’lerin ikinci yarısından itibaren New Yorker’da yedi tuhaf kardeşli Glass Ailesi’nin birbirine bağlı uzun öykülerini yayımlamaya başlayan Salinger, bu öykülerinin ilk ikisini Franny and Zooney adıyla 1961’de, sonraki ikiliyi ise Raise High the Roof Beam, Carpenters and Seymour: An Introduction adıyla 1963’te kitaplaştırdı. Glass ailesine ait son öykü “Hapworth 16,1924” ise New Yorker’ın 16 Haziran 1965 tarihli sayısında kaldı.



    Salinger, 1963’ten beri yeni bir kitabı çıkmamasına ve neredeyse efsane haline gelmiş bir gizlilik içinde yaşamasına karşın, dünya edebiyat gündemindeki yerini hep koruyor.







    HAZIRLAYANIN :





    İMZASI :



    ADI VE SOYADI :Can AKIN



  2. TÜRK DİLİ VE KOMPOZİSYON-I DERSİ

    28 Ağustos 2011 Pazar


    KİTAP ÖZETi



    KİTABIN ADI RAMSES, KADEŞ SAVAŞI KİTABIN YAZARI CHRISTIAN JACQ ÇEVİREN : A.RIZA YALT YAYIN EVİ VE ADRESİ REMZİ KİTAPEVİ / İSTANBUL BASIM YILI 6 NCI BASIM 1999



    1.KİTABIN KONUSU :



    M.Ö. 13.yy.da Mısır firavunu I.Seti’nin ölümünden sonra yerine geçen oğlu II.Ramsesin mücadelesi ve hititlilerle yapılan Kadeş savaşını anlatmaktadır.



    2.KİTABIN ÖZETİ :



    II. Ramses, babası I. Seti’nin ölümünden sonra M.Ö. 1279 yılında tahta çıkmış, genç yaşı ve deli dolu haraketleri ile tepkiler almıştır. Bu işi yapabilecek, yani Mısır’ı yönetecek bir firavun olarak görülmemiştir. Ayrıca kendisinin firavun olması gerektiğini düşünen ağabeyi Şenar’ın da büyük düşmanlığına maruz kalmıştır. Bunlara rağmen Ramses, büyük başarılara imza atmış, çeşitli yerlere tapınaklar yaptırmış, Pi-Ramses adında bir kent kurmuş ve Memfis’te bulunan ülke merkezini buraya taşımıştır. Böylece çevre ülkelerin oluşturdukları tehlikelere karşı yapılan savunma savaşlarını da daha hakim bir yerden yönetmeyi amaçlamıştır.



    Fakat ağabeyi Şenar, vazo ticareti ile uğraşır görünen bir Hitit casusu ile işbirliği yaparak, kardeşi Ramsesi Hititliler karşısında yenik duruma düşürüp onun yerine firavun olmayı ve ülkeyi yönetmeyi amaçlamıştır. Kız kardeşi Dolant ve kocası, kendini Libyalı bir büyücü olarak tanıtan Ofir isimli, Hitit casus şebekesinin başı olan birinin yalanlarına kendilerini kaptırarak Ramses’e ve karısı Nefartari’ye karşı çeşitli kötülükler yapmaya kalkışmışlardır. Ofir, tek tanrılı bir dini yaymaya çalışan biri olarak kendini tanıtmış, Ramses’in ve yandaşlarının inandığı tanrıların sahte olduğuna ve ülkeyi felakete götüreceğine halkı inandırarak taraftar toplamaya başlamıştır. Böylece, çok tanrılı bir din anlayışı olan Mısır’da iç kargaşalık yaratmaya çalışmıştır. Aynı zamanda Ramses’e ve karısına karşı büyüler yaparak onları yok etmeye çalışmıştır. Fakat bütün bunların altında yatan asıl amaç yaptığı casusluğu örtbas etmek, Hititlilere daha rahat bir biçimde mesajlarını iletmektir.



    Bütün bu olumsuzluklara karşın talih, Ramses’ten yanadır. Ayrıca yakın arkadaşlarından dış işleri ustası Aşa, yılan oynatıcısı ve büyücü Seatu ve başkatibi Ameni ona her konuda yardım etmekte, bütün kötülüklere karşı onun yanında yer almaktadırlar. Ayrıca Ramses’in yakın korumalığını üslenen aslanı ve köpeği de ona hiçbir düşmanı yaklaştırmamaktadır.



    Ülke içinde bu kadar entrika, ülkeyi ve Ramses yönetimini yok etmeyi amaçlayan bu kadar faaliyetin yanında dış tehdit olan Hititliler de boş durmamakta, Mısırlılara karşı bir saldırı planlamaktadırlar. Bunun öncesinde Mısır yönetimindeki çeşitli kaleler ele geçirilmiş fakat kesin bir savaş ilanında bulunulmamıştır.



    II. Ramses, bütün bunları izledikten sonra ülkesini ve askerlerini bu savaşa hazırlamaya başlamıştır. Emrindeki komutanlar ve askerler ise, bu savaşın ülkeyi felakete sürükleyeceğini, Hititlilerin Mısır’ı yenip ülkeyi paramparça edeceklerini savunarak bir anlamda korkularını ifade etmişlerdir. Fakat Ramses, kendinden emin bir şekilde savaşın ülkesi ve firavunluğu için gerekli olduğunu ileri sürerek adamlarını ikna etmiştir.



    Bir süre sonra hazırlıklarını tamamlayan Ramses, ilk olarak Hititlilerin ele geçirdiği, daha doğrusu satın aldığı kaleleri kolaylıkla geri alır. Daha sonra gözde kalesi olan, eski Mısır dilinde Kode, bugünkü adıyla Tele-Nebi-Mind olarak adlandırılan Kadeş’te çarpışmaya karar verir. Bu kararda en önemli etken, Hititlilerin içine casus olarak sızan Aşa’nın verdiği bilgiler olmuştur; çünkü Aşa Hititlilerin içine sızıp onların saldırı planladığını öğrenmiş, fakat ülke dışına çıkarken yakalandığı için sadece “Kadeş-Tehlike-Çabuk” mesajını iletebilmiştir.



    Ramses de bu mesajla Kadeş’e doğru harekete geçmiştir. Amacı Humus’un güneybatısında, Asi ırmağı kıyısında bulunan Kadeş’i ele geçirmektir. Bu amaçla emrindeki 4 tümen ve yardımcı kuvvetlerle bugünkü Suriye’de çeşitli kaleleri ele geçirir, oradan da Kadeş’e yönelir. Buna karşılık da Hititlerin imparatoru Muvatallis Kendisine bağlı devletlerden büyük bir birlik oluşturur. Tabii bu arada Hititliler arasında da çeşitli entrikalar ve iktidar savaşları olmaktadır. Hitit İmparatoru Muvatallis, oğlu Urhi-Teşhup’a orduyu eğitme görevi vermiştir fakat ona güvenmemektedir. Bu nedenle asıl savaş planını oğluna açıklamamış, yerine onun kardeşi iyi bir diplomat olan Hattuşil ile ortaklaşa bir plan geliştirmiştir. Muvatallis, bu savaşın kendi imparatorluğunu sağlamlaştırmak ve Hititlilerin yayılmacı politikasına ters düşmediğini göstermek ister. Oğlu Urhi-Teşhup da savaşın başarısına sahip çıkarak iyi bir komutan olduğunu kanıtlayıp babasının tahtına geçmeyi planlamaktadır.



    Muvatallis, kendi birliklerini ve bağlı devletlerden oluşturduğu birliği kentin arkasındaki tepeye saklar; fakat ordunun daha kuzeyde Halep’te olduğu yönünde yanıltıcı haberler yayar. Ramses’in Kadeş yakınlarına geldiğinde çıkardığı bir keşif kolu, köylü kılığında iki Hititli öncü askeri yakalayıp getirir. Bu askerlerin söylediklerine kanarak Asi ırmağı vadisi boyunca dar bir yürüyüş kolu halinde ilerlemeye başlayan Ramses ve ordusu tepenin ardından çıkan Hititlilerle karşılaşınca şaşkına döner. Hititliler ırmağı geçerek Mısırlıların 2 nci Tümenini bozguna uğratır ve Mısır kampına doğru hücuma başlarlar. Ardından 1 nci Tümeni de dağılan Ramses, Hititlilere arkadan saldıran yardımcı kuvveti, aslanı, ve kendisinde bulunduğu iddia edilen güneşin gücüyle Hititlileri ırmağın kıyısına kadar itmeyi, böylece savaş alanını elinde tutmayı başarmıştır. Hatta Hititliler bir süre sonra Kadeş kalesine sığınmak zorunda kalırlar. Ramses kaleyi kuşatır, fakat ele geçiremez. Muvatallis, savaşın galibi olarak Ramses’i gösteren ve kendisini yenilmiş ilan eden resmi bir belgeyi Ramses’e vererek kuşatmayı kaldırmasını ister. Ramses bunu kabul eder, fakat bu kararında esas etken, Hititlilerin elinde esir bulunan yakın arkadaşı Aşa’dır. Böylece Ramses, Aşa’yı kurtarır ve arkadaşlığa verdiği önemi kanıtlar.



    Daha sonra ülkesine dönen Ramses, muzaffer bir komutan ve güçlü bir firavun olarak ülkesinde coşkuyla karşılanır. Burada ağabeyi Şenar, yaptığı kötülükler ve işlediği suçlardan dolayı Maat yasasına uygun olarak tutuklanır, fakat ellerinden kaçar. Casus Ofir de ülkeden kaçar. Ofir’in etkisinde kalan Musa, Ramses’in kız kardeşinin kocasını öldürdükten sonra ülkeden kaçar ve Yahudileri biraraya getirmeye çalışır. Yavaş yavaş tek tanrıcı anlayış içinde Tanrı’ya yönelmiş, peygamberliğini ilan ederek firavuna karşı çıkmaya hazırlanmaktadır. Bu arada casus Raya, bir kaza sonucu ölür. Dolant ise, Ofir’in öldürdüğü kişiler hakkında bilgi sahibi olduğundan, Ramses’in gazabından kurtulmak için geride ipucu kalmaması amacıyla Ofir ile birlikte kaçar.



    Firavun II. Ramses’in ülkesi ve firavunluğu o anda tehlikeden arınmış görünmektedir, fakat tehlikeler tamamen yok olmamıştır. Ramses’in bütün düşmanları, ona ve Mısır topraklarına karşı tekrardan güçbirliği yapıp saldırmak için uygun zamanı beklemektedirler.





    3.KİTABIN ANA FİKRİ:





    Ramsesin ülkesini ve firavunluğunu kurtarmak için tehlikelere karşı insan üstü azmi örnek almalıyız ve çevremizde bize yakın davranan her insana inanmamalıyız.Düşmanlarımıza karşı hazırlıklı olmak zorundayız.





    4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:





    Ramses: Mısır firavunudur. Ülkesindeki insanları herşeyden üstün tutan uzun boylu sarışın renkli gözlü liderdir. Kesin ve doğru kararlar verebilen bir çok şeyi önceden sezebilme yeteneğine sahip olan Ramses uzlaşmacı yanı ile de dikkatleri çekiyor.





    Ameni : Firavunun sandalet taşıyıcısı ve özel sekreteri olan bu kişi kambur ve çok zayıf olmasına rağmen durmadan yiyen birisidir. Devlettin bütün evrak işlerini halleder. Kimselere güvenmediği için temizliği bile ona aitir. Kral’ın üniverste ve çocukluk arkadaşıdır. Aralarında gizli bir bağ vardır. Biraz somurtkandır.





    Aşa : Eskilerin ajanı iken Kadeş savaşından sonra dışişleri bakanı olmuştur. Parlak ve üstün bir zekaya sahiptir. Kadınlara çok düşkündür. Kralın yine üniversite ve çocukluk arkadaşıdır. Hatti’den dönerken yolda Urhi-Teşup tarafından öldürülmüştür. Barışa çok büyük katkısı olmuştur.





    Nefertari: Kralın sonsuz aşkıdır. Kralı erken yaşta terk etmesine rağmen kızı Meritamon’u arkasında bırakmıştır. O tam bir kraliçedir. Ülkenin yönetimine her zaman katılmıştır. O da Ramses’e büyük bir aşk duymaktaydı.





    Seremena: Sardunyalı olarakta bilinir. Eski korsan olmasına rağmen bu iri yapılı adam Ramses’in özel koruması ve ayrıca sarayda sözü geçen birisidir. Mısır ile alakalı bir çok olayı aydınlatmıştır. Kadınlara zaafı vardır. Urhi-Teşup tarafından öldürülmüştür.





    Urhi-Teşup: Hitit imparatoru Hattuşil’in yeğenidir. Babasını öldürdükten sonra Mısır’a kaçmıştır. Bura da Ramses tarafından serbest bırakılır. Fakat o Ramses için hiç iyi şeyler düşünmez. Bir çok olaya karışır. Ramses’I öldürme planları yapar. Başarısız olur. Son olarak Libya şefiMalfi ile birlikte Mısır’a karşı savaşırken Seremena tarafından öldürürülür.





    Mat-Hor : Hitit kraliçesi iken iki ülkenin refahı adına Mısır kraliçesi olur. Fakat yeteneksizdir. Güzelliğini kullanmaya çalışır. Başarılı olamaz. Ramses ten onu zehirlemeye yeltenecek kadar nefret etmektedir. Ayrıca Urhi-Teşup’un sözlerinden de etkilenmiştir.





    5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:



    Yazar kitabında genellikle tedaylara ve tasvirlere yer ayırmış.Bunun yanında olayların farklı çevrelerde geçmesi romanı akıcı kılmış ve monoton bi havadan uzaklaştırmıştır.Konu olarak ele aldıgımızda roman her insana güvenemeyeceğimizi ve zorlukla karşı olan azim duygusunu aşılıyor.





    6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:



    1947'de Paris'te doğdu. 13 yaşındayken hayatına yön verecek kitabı okudu: Jacques Prienne'nin "Eski Mısır Uygarlığı Tarihi". Bunu takip eden 5 yıl içinde roman yazdı. Böylece edebiyat kariyeri başlayan Jacq, 50 yaşına geldiğinde 50'nin üstünde eser vermişti. 17 yaşında Mısır'da geçirdiği balayı sırasında II. Ramses'in devrilmiş olan dev heykeliyle ilk kez karşılaştı. Jacq'ın kaderi artık belirlenmişti. 21 yaşında Sorbonne Üniversitesi'nde Mısır bilimi (Egyptology) ve arkeoloji eğitimi gördü. Çalışmalarını sürdürüp Eski Mısır konusunda doktora yaptı. 1986'da doktora tezi Editions du Rocher tarafından yayınlandı. Böylece akademik kariyeri ve ünü sağlamlaştı. 20 bilimsel makale yayınladı. "Büyük Firavunların Mısır" adlı makalesi 1981'da Academie Française ödülünü aldı. 1987'de yazdığı "Mısırlı Champollion" adlı romanıyla dikkatleri çekti ve büyük bir ün kazandı. Tehlikede olan tarihi alanların korunması için halen başkanlığını sürdürdüğü Ramses Enstitüsü'nü kurdu. 1995 yılında Alexander Dumas'nın ve 19. yüzyılın diğer ünlü dizi roman yazarlarının izinden giderek II. Ramses'in hayatını anlatan 5 ciltlik romanını yazdı.





    HAZIRLAYANIN :





    İMZASI :



    ADI SOYADI :Timur Cem Halvacı



    APOLET NUMARASI :4530



    KISMI :86



    TARİH :10.04.2002




  3. KİTAP ÖZET FORMU







    KİTABIN ADI PANORAMA KİTABIN YAZARI YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU YAYIN EVİ VE ADRESİ REMZİ KİTAP EVİ.ANKARA CAD.İSTANBUL BASIM YILI 1993





    KİTABIN KONUSU:



    Bu roman memleketimizdeki mühim bazı hadiseleri, inlılabımızın ne gibi tehlikeler arasından yetiştiğni anlatan yazarın olgun bir eseridir.1923 ve 1952 yıllarını kapsar. Inkılabımızın tehlikeleri atlatmadığı, pusudan yatan yobazların varlığı önemle vurgulanmaktadır.Roman Atatürk’ün devrimine ayak uydurmayanları,ayka uyduranların yürüyüşe devam etmediklerini ve devam edenlerin ise ne hallerle düştüklerini sergilemektedir.







    KİTABIN ÖZETİ:



    Romanda geçen hadiseler yapılan inkılap hareketlerinin sonrasını kapsamaktadır, hala bu devrimlerin yıkılmış Osmanlı’ya yönelik bir hareket olduğunu sananlar vardı, bunlar yeni devleti geçiçi bir yönetim şekli gibi görüyor ve eski rejime dönmek ve hatta eski rejimi daha da yobazlaştırmak istiyorlardı. Kısacası ‘’ inlılap’’ sözcüğünün anlamını bilmeyenler vardı.



    Çalıştığı bankada müdür olan Servet Bey sıkıntılarla kavuştuğu bu makamın tadını çıkarıp zenginleşmiş ve üstüne alım satım işine de uzanınca paraya para dememiştir. Nedim adında yakışıklı bir oğlu ve gözü yukarılarda olan Hollywood meraklısı.Sevim adında . sosyetik ortamlarda bulunan özenti genç kızı vardı.



    Inkılap savuncularının ensağlamlarından olan milletvekili Halil Ramiz kafasında irtica yapısına bir yer bulamdığı için toplum içinde yalnız kalmaktadır.Atikler köyüne gidip orada Fazlı Bey denilen,nice oyunlarla parti başkanlığına gelmiş bir düzembazın halkı sömürmesinden, haksız yere konutlara el koymasından rahatsız olmuş bunun üzerine avukat olan ve Fazlı Bey’e baş kaldıran tek köyün sözcüsü durumundaki Kenan Bey ile bu işleri sorgulamaya başlamıştır.Bunun üzerine genel sekreter tarafından azarlanacak ve istifasını verecektir ki bu hareketi onu tamamiyle yalnız bırakacaktır.



    Yüreği vatan sevgisi ile çarpan Osman Nuri Bey namuslu bir memurdur,başarılı olmasına rağmen aksilikleri hiç terk etmemiştir.Bu hareketi eşi Saniye Hanımı Çökertmiş iki çocuğunu da evden soğutmuştur. Semra’nın ağabeyi Fuat kendine kitaplarla çevrili bir dünya yaratamıştır.



    Memleketde kendini tepeden inme bir inkılabın köksüz öncüleri sayan Ahmet Nazmi ve Cahit Halid gibi insanlardan ziyade Tahincizade Hacı Emin Efendi gibi fes yasağı ile evine kapanmış, irtica harekeytinin başlamasını dört gözle bekleyen , farz olan namaz vakitleri arasında ikişer rekat daha kılan,eşini kölesi gibi kullanan yobazların sayısı daha ağır basıyordu.



    Emektar dadısıyla yaşayan Komiser Hamdi Bey üç evlilik yaşamış ve hepsini ölümle bitirmek zorunda kalmıştır.dördüncü eşi olan Nebile Hanım geceleri eşinde yeterli cinsel isteği görmediğinden huzursuz olmaya başlamıştır.Altı ay geçmesine rağmen bakire olan bu genc kızın vücudunda Bu ortamda



    sadece ayak tabanları Hamdi Bey tarafından temasa maruz kalmıştır.işte gecen altı ayın bir gizemli gecesinde oynamak istediği bir kundak oyunu onun maskesini düşürtmüştür.Tüm eşlerini katili olan bu adam tespit edilmiş ve altı yıllığına ceza evine girmiştir.



    Müteahhit Sırrı Bey paraya para dememektedir, kedisi Mühendis Ragıp Bey’in yakın dostudur, genç mühendis , dostu Servet Beyin kızı Sevim’in tecavüze uğrayıp ruhunu dengesini kaybetmesi üzerine tedavi amacıyla Servet Beyin eşi ve Sevim’in kardeşi yurt dışına acıkarlar.



    Bahsettiğimiz Atikler köyünde Emeti Nine diye bilinen,kocasını ve iki oğlunu vatana feda etmiş ve Nefise ile Ali adında çocuğuyla yaşamına devam eden bir kadın vardır.Ali,Fazlı beye kafa tutanların başındadır ve bu yüzden kaptırmak istemediği mer’a için uğrayıp candostu Karabaş ile hırpalanacaktır.



    Bu sıralarda Atatürk ölüm döşeğindedir ve sanki O yanına bu milleti de yatırmış gibiydi.O’nun sağlığını yakından takip edenlerin sayısı bi hayli yüksek olmasına rağmenO’nun yaptıklarını takipçisi yok denecek kadar azdır,yanında bir devrimide götürüyordu Atatürk.Bu ortamdan rahatsız olanlarda vardı,Emin Efendinin Tahir CHP mensubuydu ve Ata öiünce hortlayacak olan yobazların tepkisinden oldukca rahatsız oluyordu ve korkuyordu.On iki yılı evinde geciren Hacı Emin’e göre bu yaslı ortam ,okunan türkçe ezan ,dışarda başı boş gezen kadınlar hep kutsal insan olarak gördüğü araplara karşı çıkışımızdan bize verilen cezalardı.Bu yobaz adam evinde kaldığı müddetde besleme kızı Fatma’ya göz koymuş ve ondan bir çocuk metdana getirmiştir.



    Bu sırada sevim kaldıkları otelden yabancı bir gençle kaçmıştır,Ragıp Bey İstanbula dönüp kendini bir mitingde bulmuyor, neler olduğunu anlayamadan fakirleşmiş,politikaya atılmış,sefil bir hayat süren eski milyoner dostu Sırrı Bey’e rast geliyor.Bu sefil adamın bir zamanlar yanında şöfor konumunda olan Hayri Bey şimdi toplumda Hayri Beyefendi diye bilinmektedir.



    Eski komiser Hamdi Bey ceza evinden çıkımıştır,dadısının yanına gider.Romanda yer yer seselilikleriyle ortaya çıkan Pertev’in eşinin kardeşi bu dadının yanında oan yardımcı olmaktadır ve çok geçmeden bu serseri de eve yerleşecektir.



    1946 seçimleri ile CHP hukumeti kurulmuştur,din dersleri okullara konmuş,Türkçe okunan ezan kaldırılmış ve imam hatip liseleri açılmıştır.Emin Tahicioğlu bunları bir aldatmaca olarak değerlindirmektedir. Bu sırada hacılara verilen inadiye isimli başlık Hacı Emin’I on iki yıl ardan sonra dışarı çıkartacaktır.



    Semra zengin bir adamın metresi durumuna düşmüştür ve bu üzüntÜ annesini daha fazla ayakta bırakamaz, Fuat bu olaylarla iyice bunalmıştır ve kavga ettiğ dostu Ahmet Namzi’nın evine gider,evde yaşadıkları tartışma sonucu dışarıda bir gezintiye çıkarlar ve içlerindeki nefreti bir tarikatın ayin yaptıkları türbeye girip boşaltınca tepeden inme inkılabın bu köksüz öncüleri de hayata gözlerini yumarlar.







    KİTABIN ANAFİKRİ:



    Türk inkılabının temellerinin lazım geldiği kadar tehlikelerden uzak olmayışıdır.



    KİTAPDAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ.



    Eserde adı gecen karaman sayısının çok fazla olaması nedeniyle başlıca kahramanların değerlendirilmesini yapacağım:



    Servet Bey : Bir bankada müdürlük yapan bu şahıs, fakirlik içinde büyümüş, okuluna zor şartlarda devam etmiş ve meşrutiyet döneminde gittiği Paris şehrinde aldığı öğrenim sonucunda bu makama gelmiştir.



    Mühendis ragıp Bey: Servet Bey’in kızına aşık olan , zengin , beyefendi, dürüst bir vatanseverdir.Romanaın büyük bir bölümünde Sevim ile yurt dışındadır.



    Halil Ramiz : İnkılabımıza gönülden bağlanmış , feragat sahibi ,ileri düşünüşlü bir milletvekili.



    Hacı Emin Efendi: Şapka inkılabından sonra yıllarca evine kapanmış, ev halkının sürekli huzurunu bozan ,şeriat hayranı olan ve Atatürk’ü yaptığı devrimden dolayı dinsiz sayan ve O’ndan nefret eden zengin bir yobazdır.



    Komiser Hamdi Bey: Nazik , iyi yürekli , dürüst bir memur,üç defa evleniyor üçündede eşlerinin katili oluyor fakat dördüncü eşini durumu anlaması üzerne ceza evinde giriyor.



    Fuat:Başarılı bir vatansever oğlu olan bu şahıs felsefeye fazlasıyla dalan birisidir.



    Anmet Nazmı Bey: Chait Halid adındaki dostuyla inkılabımıza öncülük etmeye çalışan fakat sonradan arkadaşının bu yoldan sapması üzerine tek kalan bir felsefe öğretmenidir.







    5.KİAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:



    Bu roman Türk inkılbı’nın gecirdigi safahlardan tablosunu önümüze seriyor ve bize bazı uyarılarda bulunuyıor.Hacı Emin örneği gibi kendi köşesine çekilmiş şahısların bize tehlike yaratabileceğini ve bunların zamanı gelince başımıza üşüşebileceğini altını çiziyor.









    6.KİTAP YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:



    27 Mart Kahire’de doğdu.13 Aralık 1974’te Ankara’da öldü.1903’te İzmir İdadisi’ne girdi.1908’de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi’ni bitirmedi. 1921’de Ankara’ya çağrıldı ve bezi görevler verildi.1931’de Manisa milletvekili oldu.1932’te Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı.savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için kadro dergisinin 1934’te yayımına son vermek zorunda kaldımasından sonra Tiran elçiliğine atandı.Daha sonra 1935’te Prag , 1939’ta La Haye,1942’te bern,1949’ta Tahran ve 1951’bern elçiliklerine getirildi.



    BAŞLICA YAPITLARI:Roman : Kiralık Konak,1922; Nur Baba,1922; Hüküm gecesi,1927; Yaban ,1932; Ankara,1934; Panorama , 2 cilt, 1953 - 1954



    Öykü: Bir Serencam, 1913; rahmet, 1923; Milli savaş Hkayeleri, 1947 .



    Anı: Zoraki diplomat, 1955; Anamaın Kitabı,1957; Vatan Yolunda ,1958.



    Çeşitli: Bütün Eserleri,ilk 15 cilt,(ö.s.),A.Öskırımlı(yay.), 1977-1984.



















    HAZIRLAYAN :





    İMZASI



    ADI VE SOYSDI : İLKİN AİLYEV



    APOLET NUMARASI : 4906



    KISMI : 94



    TARİH : 22.04.2002